Samsat Belediye Başkanı Halil Fırat, Adıyaman'ı yeniden ayağa kaldırmak için hep birlikte hareket edeceklerini açıkladı.  Fırat, yaptığı açıklamada " Esnafımız dükkânına yatırım, sanayicimiz makine parkına yatırım yapmıyor. Siyaseten de durum aynı; dalkavukluk almış başını gitmiş Bayram arifesindeyiz, bin yılın felaketinin ardından, geçireceğimiz en hüzünlü bayramlardan biri bu bayram olacak. Nasıl hüzünlü olmasın; binlerce insanımızı, can dostlarımızı, kardeşlerimizi, çocuklarımızı, akrabalarımızı kaybettik. 90 saniye de binlerce hatta milyonlarca insanın hayatının değiştiğine tanık olduk. Yaşadığımız şehir, anılarımız, hayallerimiz... Hepsi artık mazi. Umarım ki bu bayram bütün bu acılar ile yaşamayı öğrenip yeniden hayata tutunmamıza vesile olur. Bu Ramazan bayramın da önümüzde 2 seçenek var. Birinci seçeneğimiz pes etmek:   Yaşadığımız acı denizinde kaybolup hayalsiz, umutsuz bir şekilde, bundan sonra hiçbir şeye çaba göstermeksizin ölene kadar mutsuz yaşamak.   Ben bu yolun bize yakışacağını düşünmüyorum.   İkinci seçeneğimizse:   Hayatın mücadele, azim ve umutla anlamlı olduğunu bilip geride kalanlar için güzel bir gelecek inşa etme arzusuyla yola koyularak onurla yaşamak. İşte bu yol tarihin en kadim zamanlarından beri her türlü yıkıma direnmiş bizim topraklarımızın insanına yakışan bir yoldur.   Artık yeni bir “Adıyamanlılık” fikri geliştirip yola devam etmeliyiz. Artık her şeyi ile modern, ülkede çabalarıyla parlayan, yurt içinde ve yurt dışında gıpta ile bakılan bir Adıyaman için kolları sıvamalıyız. Bu diriliş ancak eski alışkanlıklarımızdan vazgeçmekle mümkün olur.   Hadi biraz özeleştiri yapalım. Eğitimde ülkede pek esamemiz okunmuyor, sanayideçabalarımız göze batacak şekilde değil, öne çıkan markalarımız yok.   Çok sayıda yer altı ve yer üstü kaynaklarımız olmasına rağmen bir çok konuda öne çıkamadık.   Çok sayıda önemli turizm değerlerimiz olmasına rağmen turizmde çuvallıyoruz. Güçlü bir siyasi lobimiz yok. Ulusal bir marka çıkaramamışız. Sanırım bütün bu olumsuzlukların temel sebebi, önce bir birimize güvenip değer verip, biri birimizi yeterince sevmiyor oluşumuz.   Biz tuvalet kağıdının en ucuzunu kullanıp, malzemenin en “ehven”inin peşinden koşuyoruz. İyi usta değil hep ucuz usta yetiştiriyoruz.   Esnafımız dükkânına yatırım, sanayicimiz makine parkına yatırım yapmıyor. Siyaseten de durum aynı; dalkavukluk almış başını gitmiş. Adıyaman’a hizmet konusunda cesurlara siyasette yer yok.   Ha! Şunu iyi yapıyoruz; sürekli para, mal biriktirmeyi, cimrilik yapmayı başarıyoruz...   Ama sonuç olarak gördük ki ölümden öte köy yokmuş."