(Bağımsız Kürsü)
Sitem ettik, gönül koyduk, ağladık, sızlandık, kendimizi parçaladık efendim, Sayın Bakan komşu illerimize giderde nasıl olur da Adıyaman'a gelip, bizleri şereflendirmez!
Becerdik-Becerdik, bu sefer başarılı olduk. Hem de en kısa zamanda Sayın Çevre ve Şehircilik Bakanını Adıyaman'a getirdik! Bakan bu gelişinde her zamankinden fazla, protokol, kıyamlar, el pençe divan durmaları fazlasıyla hak etti!
Sağ olsun, var olsun bu kez bakan dolu-dolu geldi. Günümüze ve geleceğimize dönük çok önemli müjdeler verip, yüreğimize su serpti, tüm olumsuzluk ve belirsizlikleri ortadan kaldırdı!
Herkesin katıldığı istişare toplantıları, fikir alış-verişleri, öneriler, yapılanlar-yapılacaklar gırla gitti. Çoğunun gittiğini, azın kaldığını üstüne basa-basa belirtti. Hiç böyle beklenmiyordu, neler-neler yapılmış, daha neler-neler yapılacakmış, valisi, belediye başkanı, vekili, STK başkanları, muhtarlar, herkes “Kuzu” gibi dinlerken ağızlar açıkta kaldı!
VARAN-1= Bakan dedi ki; Adıyaman’da bu güne kadar 8 bin 174 adet Afet Konutu hak sahiplerine teslim edildi.
Bunun 4 bin 500 adeti şehir merkezinde.
Adıyaman’da 41 bin hak sahibi var. Yıl sonuna kadar yani, yaklaşık 4 ay sonra 20 bin konutu hak sahiplerine teslim edeceğiz.
2025 Yılı sonuna kadarda yine yani, 16 ay sonra il ve ilçelerde evine girmeyen depremzede kalmayacak.
Ne hoş laflar değil mi? Düne kadar her verdiği beyanatta bir yıl da 33 bin 750 Afet Konutunu teslim edeceğiz diyen ve vatandaşın hayalleri ile oynayıp karamsarlığa yiten, valinin açıklamalarıyla bakanın bu açıklamaları arasında ne fark var?
Nerede bir yılda teslim edilecek 33 bin 750 Afet Konutları?
Nerede teslim edilen 8 bin 174 adet Afet Konutu?
Nerede şehir merkezinde teslim edilen 4 bin 500 konut, kaç kişi oturuyor?
Var mı, bu rakamlara karşılık boşalan konteyner?
Varsa boşalan konteyner, bir vali yardımcısı konteyner isteyen vatandaşı neden güvenlik marifetiyle kapı dışarı edip kovuyor?
Adıyaman daha enkazını kaldıramamış, toz bulutlarıyla boğuşurken, yıkılmayan tehlikeli binalarla baş-başa bırakılmışken,, kaldırılmayan molozlar, bir türlü doğru-dürüst yürümeyen Yerinde Dönüşüm, konteyner bekleyen yurttaşlar, kira için kara-kara düşünen vatandaşlar, daha anahtarı teslim edilmemiş, fiyatı belli olmayan konutlar için boş kağıda imza atmaların yanın da;
Nedir bu içinde oturmadığı halde vatandaştan istenen 680 TL site aidatı, nedir bu 4 bin 312 lira avans bedeli?
VARAN-2= Bu güzel gelişmelerin yanında, mülkleri rezerv alanı içerisine alınan mülk sahipleri hiç sesini çıkarmasın, sitem edip şikayetçi olmasın, sızlanıp isyanları oynamasın. Toplumu korku ve paniğe sevk etmesin. Hepiniz görüşleri, fikirleri talepleri alınmış!
Ben demiyorum bakın Sayın Bakan ne diyor; “ Kent içerisinde 9 rezerv alanı belirledik. Bu alanlar vatandaşın görüşleri, fikirleri, talepleri, ihtiyaçları doğrultusunda projelendirildi.”
Vatandaş diyor ki; Mülküme “Çöktüler” ne yapacaklar, ne verecekler, danışmadılar, sormadılar, mal sahiplerinin haberi olmadan karar verdiler!
Buna ne denilir, “Buyurun Cenaze Namazına!”
Yapmayın beyler yapmayın, bu millet yeteri kadar ezilmiş, depremde canlarını, mallarını kayıp etmiş, günlerce aç bırakılmış, psikolojisi bozuk, 1,5 yıldır sıcak-soğuk demeden konteynerde kalıyor. Çocuklarının ders çalışacağı yer yok, ekonomik sorun başını almış gidiyor, belirsizlikten önünü göremiyor!
Sincik köylerinden vatandaş haykırıyor; “Bizi de görün konteynerde yaşamak çok zor!”
Şerefli köyünden bir vatandaş sesleniyor; “ Şerefli köyüne daha bir çivi çakılmadı!”
Samsat Taşkuyu köyünden vatandaşlar feryat edip Sayın Valiye sesleniyor; “Sayın Valim, artık sesimizi duyun 2017 depreminden bu yana, Afet Konutlarımız bitmedi. Konteynerde yaşıyoruz. Toplantıları fotoğraf paylaşmak için mi yapıyorsunuz!”
Evet, yapmayın beyler yapmayın, pembe tablolar çizmeyin, vatandaş yorgun ve bitkin, umutlandırmayın, devlete olan güveni yalan dolanlarla sarsmayın!
