(Bağımsız Kürsü)

ÜSTAT NECATİ ATAR diyor ki; “Çevre ve Şehircilik Bakanı ADIYAMAN'A gelmedi diye gönül koymuşuz, küsmüşüz, darılmış, sitem etmişiz.”

Bence az etmişiz!

Kıyameti koparmalıydık, televizyon, radyo ve hoparlörlerden anonslar yaparak halkımızı bir araya getirip örgütlemeliydik. Bu ADIYAMAN’IN “Beka” meselesidir, iç ve dış tehlikelerle karşı-karşıyayız, bu ADIYAMAN'IN bütünlüğüne, saygınlığına, iç barışına, kamu düzenine, kardeşliğine bir saldırıdır diyip, bayrağı çekmeliydik!

Karadağ’da ki Afet Konutlarında toplanıp, Pirin’de ki Afet Konutlarına kadar el-ele, omuz-omuza yürümeliydik!

İsyan edip hep birlikte bağırmalıydık!

Hakkımızda “İDARİ ve HUKUKİ” davalar açılsa bile bunları yapmalıydık!

Nasıl olur efendim; Biz çok özlemiştik, ikinci kez göreve getirilen Sayın Bakan HATAY, MALATYA, KAHRAMANMARAŞ illerini şereflendirirde, ADIYAMAN’I görmemezlikten gelerek bizleri onurlandırmaz!

Olay çok tehlikeli ve vahim bir duruma gelmek üzereyken, neyse ki çok şükür bunlara gerek kalmadı, “İDARİ ve HUKUKİ” davalar açılmasından da kurtulduk!

Sıcağı-sıcağına vekilimiz imdadımıza yetişti” MEALEN” dedi ki; Siz hiç merak etmeyin, bakan sizi hiç unutur mu, bakanın programı uygun düşmediği için ADIYAMAN'A gelemedi. Bayramdan önce sizi bakansız bıraktık mı, istifa edip siyaseti bırakan Sayın Bakan bizimle birlikte olup birtakım önemli kararlar almadı mı, müjdeler vermedi mi? Hiç endişe duymayın en kısa dönemde Sayın Bakanla birlikte ADIYAMAN’DAYIZ!

Bakarmışsınız, ne “ALA” ne “ACAYİP” bir memleket olduk!

Düne kadar şikayetçiydik, usandık artık bu bakanların gelmesinden-gitmesinden, bakan-falan isteniyoruz, bakan gelince şehirde hayat duruyor!

Bakan demek, protokol demek, konvoy demek, el pençe divan durup, tedirginlik, savurganlık demek derken;

Bu gün efendim, bakan nasıl başka illere giderde ADIYAMAN'A gelmez diye ağlayıp gözlerimizden olacağız!

Gazetecisinden tut, STK’larına kadar, muhtarından tut azasına kadar, kalemler çekilmiş, kılıçlar, hançerler kınından sıyrılmış;

Efendim, bakan nasıl olurda ADIYAMAN'A gelmez diyip, küsmeler, darılmalar, sitem edip gönül koymalar!

Peki, uğruna ağlayıp sızlandığımız BAKAN GELSE NE YAZAR?

BANA GÖRE HİÇ BİR ŞEY YAZMAZ!

*ADIYAMAN molozlardan, toz-dumandan, Asbest belasından kurtulacak mı?

*118 bin insanımızın 1,5 yıldır, konteynerlerde çektikleri çileler sona mı erecek?

*Yaklaşık 5-6 ay önce hazır deyip, kuraları çekilen ve halen teslim edilmeyen 8 bin 147 Afet Konutlarının anahtarları hak sahiplerine teslim mi edilecek?

*Halen konteyner bekleyen vatandaşların barınma sorununa çare mi olacak?

*Raylı sistem projesi ile mi gelecek?

*Yollar, kaldırımlar düzelecek, trafik rahatlayacak, içme suyu sorunları mı hal olacak?

*Ders çalışmak için sabahın erken saatlerinde, kütüphane önünde kuyruğa giren gençlerimizin çilesi mi bitecek?

*Ev ve iş yeri kiraları bir düzene mi girecek?

HEM BU BAKAN DEĞİL Mİ; O kadar site arsası varken, yerinde dönüşüme öncelik tanımadan yolsuz, susuz hiçbir alt yapısı olmayan Karadağ’da kayaları patlatıp maliyeti üç misline çıkararak alelacele yaptırdığı evlerle birlikte kültürümüzü, kimliğimizi kayalara gömen;

Pirin bölgesinde o güzel tarım arazilerini betona çevirip, komşuluğumuzu, örf ve adetlerimizi o güzelim topraklarda kayıp eden;

BU BAKAN DEĞİL Mİ?

GELSE NE YAZAR, GELMESE NE YAZAR!